t: 0312 285 75 83 f: 0312 285 75 84
akkurt@melihakkurt.av.tr
Logo

Ulusal marker ile teknik değerlendirmenin uyuşmaması hk.

 

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2015/2851
Karar No : 2016/3909

 

 

Savunmanın Özeti : Depolama lisans sahibi olan davacı şirkete ait akaryakıt depolama tesisinden alınan numunenin akredite laboratuvar analizi sonucu ürünün gerekli şart ve seviyede ulusal marker içermediğinin tespit edilmesi üzerine, 5015 sayılı Kanun’un 18. maddesinin dördüncü fıkrası ile Petrol Piyasasında Uygulanacak Teknik Kriterler Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin (f) bendine aykırılık nedeniyle, anılan Kanun’un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendi uyarınca idarî para cezası verilmesine ilişkin işlemin usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hâkimi Şahap KAYMAK’ın Düşüncesi : Dava konusu kararın iptali ile ihtirazi kayıtla yatırılan idari para cezasının iadesine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Mehmet KARAOĞLU’nun Düşüncesi : Dava; davacıya ait akaryakıt depolama tesisinden alınan numunenin akredite laboratuvar analizinde ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğunun tespit edildiği ve bu fiilin 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 18. maddesinin 4. fıkrasına aykırı olduğundan bahisle, anılan Kanun’un 19. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendi uyarınca idarî para cezası verilmesine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.

5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun “Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı 2. maddesinin (21) numaralı bendinde, Kurumca belirlenen seviyede ulusal marker içermeyen akaryakıtın kaçak akaryakıt olduğu belirtilmiş; (42) numaralı bendinde “Teknik Düzenleme: Petrolün ve madenî yağın, ilgili idarî hükümler de dahil olmak üzere, standartları, ölçüleri, özellikleri, işleme ve üretim yöntemleri, bunlarla ilgili terminoloji, sembol, ambalajlama, işaretleme, etiketleme ve uygunluk değerlendirmesi işlemleri hususlarından biri veya birkaçını belirten ve uyulması zorunlu olan her türlü düzenleme”, (44) numaralı bendinde ise, “Ulusal Marker: Akaryakıta rafineri çıkışında veya gümrük girişinde eklenecek katkı” olarak tanımlanmış, “Ulusal Marker” başlıklı 18. maddesinin dördüncü fıkrasında, numunelerde yapılacak testlerde ulusal markerin gerektiği şart ve seviyede bulunmadığı ve alınan numunelerin laboratuvar analizi ile teknik düzenlemelere uymadığı tespit edildiğinde 19. madde hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş; 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendinde, 18. madde hükümlerinin ihlâli halinde, sorumlularına altıyüzbin Türk Lirası idarî para cezası verileceği hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan, petrol piyasasına ilişkin faaliyetler kapsamındaki tesislerin ve piyasaya sunulan petrol ve madenî yağın teknik düzenlemelere ve standartlara uygunluğu ile ilgili usul ve esasların belirlenmesi amacıyla çıkarılan ve 10/09/2004 tarih, 25579 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Petrol Piyasasında Uygulanacak Teknik Kriterler Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin (f) bendinde, numunelerde yapılacak testlerde, ulusal markerin Kurumca belirlenen şart ve seviyede bulunmadığı ve alınan numunelerin laboratuvar analizi ile teknik düzenlemelere uymadığı tespit edildiğinde ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir.
Anılan mevzuat hükümlerinden; ulusal markerin, akaryakıtın kaçak olup olmadığını ve kaynağını tespit etmek amacıyla akaryakıta eklenen kimyasal bir madde olduğu, akaryakıtın yeterli şart ve seviyede ulusal marker içerip içermediğine göre teknik düzenlemelere uygunluk değerlendirmesi yapılmasının mümkün olmadığı, yeterli şart ve seviyede ulusal marker içeren akaryakıt teknik düzenlemelere aykırı olabileceği gibi tam tersi bir durumun da söz konusu olabileceği, bu bakımdan, 5015 sayılı Kanun’un 18. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca işlem tesis edilebilmesi için, numunesi alınan akaryakıtın hem ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğunun hem de teknik düzenlemelere uymadığının birlikte tespiti gerekmektedir.
Dava dosyasından, depolama lisansı sahibi olan davacıya ait akaryakıt tanklarından 26.03.2008 tarihinde yapılan denetimde alınan akaryakıt numunelerinin 15.05.2008 tarihinde TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nde yapılan analizi sonucu, numunelerin ulusal marker seviyesinin geçersiz çıktığı, ancak teknik düzenlemede yer alan özelliklere uygun olduğu yönünde rapor düzenlendiği, bu raporlar esas alınarak ulusal marker geçersizliği sebebiyle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Olayda, analize tabi tutulan akaryakıt numunesinin ulusal marker seviyesinin geçersiz çıkmasına karşın teknik düzenlemelere uygun olduğunun tespit edilmesi karşısında, 5015 sayılı Kanun’un 18. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca işlem tesis edilebilmesi için gerekli olan teknik düzenlemelere aykırılık ve ulusal marker geçersizliği şartlarının bir arada gerçekleşmediği anlaşıldığından, yalnızca ulusal marker seviyesi geçersiz akaryakıt ikmal edildiği gerekçesiyle tesis edilen uyuşmazlık konusu Kurul kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Dava; depolama lisans sahibi olan davacı şirkete ait akaryakıt depolama tesisinden alınan numunenin akredite laboratuvar analizinde ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğunun tespit edildiği ve bu fiilin 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 18. maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı olduğundan bahisle, anılan Kanun’un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendi uyarınca idarî para cezası verilmesine ilişkin 02.04.2009 tarih ve 2048-32 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının iptali ile bu karar dolayısıyla yatırılan 450.000,00-TL’nin iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dairemizin 06.11.2012 tarih ve E:2009/4706, K:2012/2756 sayılı kararıyla davanın reddedilmesi üzerine davacı şirket tarafından yapılan temyiz başvurusu sonucunda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nca verilen 27.03.2014 tarih ve E:2013/2326, K:2014/1329 sayılı kararda, “5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun “Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı 2. maddesinin (21) numaralı bendinde, Kurumca belirlenen seviyede ulusal marker içermeyen akaryakıtın kaçak akaryakıt olduğu belirtilmiş; (42) numaralı bendinde “Teknik Düzenleme: Petrolün ve madenî yağın, ilgili idarî hükümler de dahil olmak üzere, standartları, ölçüleri, özellikleri, işleme ve üretim yöntemleri, bunlarla ilgili terminoloji, sembol, ambalajlama, işaretleme, etiketleme ve uygunluk değerlendirmesi işlemleri hususlarından biri veya birkaçını belirten ve uyulması zorunlu olan her türlü düzenleme”, (44) numaralı bendinde ise, “Ulusal Marker: Akaryakıta rafineri çıkışında veya gümrük girişinde eklenecek katkı” olarak tanımlanmış, “Ulusal Marker” başlıklı 18. maddesinin dördüncü fıkrasında, numunelerde yapılacak testlerde ulusal markerin gerektiği şart ve seviyede bulunmadığı ve alınan numunelerin laboratuvar analizi ile teknik düzenlemelere uymadığı tespit edildiğinde 19. madde hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş; 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendinde, 18. madde hükümlerinin ihlâli halinde, sorumlularına altıyüzbin Türk Lirası idarî para cezası verileceği belirtildikten sonra aynı maddenin dördüncü fıkrasında, bayiler için yukarıda yer alan cezaların beşte birinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
Öte yandan, petrol piyasasına ilişkin faaliyetler kapsamındaki tesislerin ve piyasaya sunulan petrol ve madenî yağın teknik düzenlemelere ve standartlara uygunluğu ile ilgili usul ve esasların belirlenmesi amacıyla çıkarılan ve 10/09/2004 günlü, 25579 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Petrol Piyasasında Uygulanacak Teknik Kriterler Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinin (f) bendinde, numunelerde yapılacak testlerde, ulusal markerin Kurumca belirlenen şart ve seviyede bulunmadığı ve alınan numunelerin laboratuvar analizi ile teknik düzenlemelere uymadığı tespit edildiğinde ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir.
Değinilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; ulusal markerin, akaryakıtın kaçak olup olmadığını ve kaynağını tespit etmek amacıyla akaryakıta eklenen kimyasal bir madde olduğu, akaryakıtın yeterli şart ve seviyede ulusal marker içerip içermediğine göre teknik düzenlemelere uygunluk değerlendirmesi yapılmasının mümkün olmadığı, yeterli şart ve seviyede ulusal marker içeren akaryakıt teknik düzenlemelere aykırı olabileceği gibi tam tersi bir durumun da söz konusu olabileceği, bu bakımdan, 5015 sayılı Kanun’un 18. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca işlem tesis edilebilmesi için, numunesi alınan akaryakıtın hem ulusal marker seviyesinin geçersiz olduğunun hem de teknik düzenlemelere uymadığının birlikte tespiti gerekmektedir.
Olayda; davacıya ait tesiste yapılan denetimde akaryakıt numunesinin analizi sonucu, numunenin ulusal marker seviyesinin geçersiz çıktığı, ancak teknik düzenlemede yer alan özelliklere uygun olduğu yönünde rapor düzenlendiği, bu rapor esas alınarak ulusal marker geçersizliği sebebiyle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; analize tabi tutulan akaryakıt numunesinin ulusal marker seviyesinin geçersiz çıkmasına karşın teknik düzenlemelere uygun olduğunun tespit edilmesi karşısında, 5015 sayılı Kanun’un 18. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca işlem tesis edilebilmesi için gerekli olan teknik düzenlemelere aykırılık ve ulusal marker geçersizliği şartlarının bir arada gerçekleşmediği anlaşıldığından, yalnızca ulusal marker seviyesi geçersiz akaryakıt ikmal edildiği gerekçesiyle tesis edilen uyuşmazlık konusu Kurul kararında ve davanın reddi yolundaki Daire kararında hukuka uyarlık görülmediği” gerekçesine yer verilmek suretiyle Dairemiz kararı bozulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihaî kararlarının Danıştay’da temyiz edilebileceği, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulu’nun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği, 2577 sayılı Kanun’un 49. ve 50. maddelerinde, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kurala bağlanmıştır.
Aktarılan kanun hükümlerine göre, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması hâlinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmadığından, bozma kararına uyularak İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle dava konusu kararın iptaline ve bu karar dolayısıyla yatırılan 450.000,00-TL idari para cezasının davalı idare tarafından davacı şirkete ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.