t: 0312 285 75 83 f: 0312 285 75 84
akkurt@melihakkurt.av.tr
Logo

Türk-Rus Hükümetlerarası Karma Ekonomik Komisyonu Üçüncü Dönem Toplantısı Protokolü çerçevesinde entegre baraj ve hidroelektrik santral projelerinin Rus ve Alman firmaları tarafından yerli ve yabancı firmaların katılımıyla oluşturulacak konsorsiyumca kredi temini suretiyle kesin projesi ve inşaatının yapılması hk.

logo

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2009/5033
Karar No : 2013/1916

Davanın Özeti : Türk-Rus Hükümetlerarası Karma Ekonomik Komisyonu Üçüncü Dönem Toplantısı Protokolü çerçevesinde Çoruh nehri Berta kolu üzerindeki Bayram ve Bağlık entegre baraj ve hidroelektrik santral projelerinin Rus ve Alman firmaları tarafından yerli ve yabancı firmaların katılımıyla oluşturulacak konsorsiyumca kredi temini suretiyle kesin projesi ve inşaatının yapılması, adı geçen projelerin 1998 yılı yatırım programına kredili olarak alınması, söz konusu projelerin iç ve dış finansman ihtiyacının tamamını karşılamak üzere sağlanan kredilerin Hazine Müsteşarlığı’nca uygun bulunması kaydıyla 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin 19.08.1998 tarih ve 1998/11682 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin 02.02.2009 tarih ve 2009/14674 sayılı Bakanlar Kurulu kararının; 07.11.1998 tarihli uluslararası protokolü ihlâl ettiği, uluslararası anlaşmalar kanun hükmünde olduğundan Bakanlar Kurulu’nun uluslararası anlaşmaya aykırı karar alamayacağı, 19.08.1998 tarih ve 1998/11682 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 89. maddesinin uygulanmamasına ilişkin kısmı yürürlükten kaldırıldığından projeyi gerçekleştirme yönündeki ehliyetlerinin devam ettiği, uluslararası protokol enerji alanında işbirliğini içermesine rağmen dava konusu işlemin bu konuyla ilgisiz olan Çevre ve Orman Bakanlığı’nın uygun görüşüyle tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu, dava konusu işlem tesis edilirken kendilerinin bilgilendirilmediği, kazanılmış haklarının ve haklı beklentilerinin ihlâl edildiği, idari istikrar ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı davranıldığı, dava açma süresi geçtikten sonra idari işlemin geri alınmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir.

Başbakanlığın Savunmasının Özeti : Davanın konsorsiyum üyelerinin tamamı tarafından veya konsorsiyum liderine verdikleri açık onay üzerine açılması gerektiğinden davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği, sözleşmenin yürürlüğe girme koşullarından biri olan konsorsiyum tarafından hazırlanarak Hazine Müsteşarlığı’na sunulmuş bir kredi teklifi bulunmadığı, bedeli talep edilen kesin proje hizmetinin yapılmasına dair taraflarca imzalanmış ve yürürlüğe girmiş bir sözleşmenin olmadığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nce uygun görülen projelerin tasdik edildiğine dair imza ve mühür bulunmadığı, geçen süre kapsamında on madde halinde bildirilen hususların konsorsiyum tarafından yerine getirilmediği, konsorsiyuma 5625 sayılı Kanun’dan faydalanması için yapılan bildirimlerden bir sonuç alınamadığı, 19.08.1998 tarih ve 1998/11682 sayılı Bakanlar Kurulu kararının amacı projenin bir an önce gerçekleşmesinin sağlanması olmasına rağmen, geçen uzun zaman diliminde projelerin gerçekleştirilemediği, konsorsiyumun 5625 sayılı Kanun’la kendisine sunulan alternatif haktan da yararlanmadığı, uluslararası protokolün 244 sayılı Milletlerarası Andlaşmaların Yapılması, Yürürlüğü ve Yayınlanması ile Bazı Andlaşmaların Yapılması İçin Bakanlar Kuruluna Yetki Verilmesi Hakkında Kanun’da belirtilen ve kanunla onaylanması gereken genel düzenleyici bir kural olmayıp, bu konuda işbirliği yapılmasına ilişkin teklifi içerdiği, anılan teklif üzerine Türkiye Cumhuriyeti tarafından bu projenin ikili işbirliği kapsamında ve kredili olarak gerçekleştirilmesine ilişkin gayret sarf edildiği, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı’nın da 19.08.1998 tarih ve 1998/11682 sayılı Bakanlar Kurulu kararının kaldırılmasına onay verdiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın Savunmasının Özeti : Davanın konsorsiyum üyelerinin tamamı tarafından veya konsorsiyum liderine verdikleri açık onay üzerine açılması gerektiğinden davacıların dava ehliyetinin bulunmadığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün de hasım konumuna alınması gerektiği, imzalanan uluslararası protokolün 244 sayılı Kanun kapsamında olmayıp işbirliği yapılmasına ilişkin teklifi içerdiği, konsorsiyum tarafından kredi teklifi hazırlanarak sunulmadığından ilgili kredi anlaşmasının sonuçlandırılması için Hazine Müsteşarlığı’na başvurulmadığı, bedeli talep edilen kesin proje hizmetinin yapılmasına dair taraflarca hazırlanmış ve yürürlüğe girmiş bir sözleşme bulunmadığı, konsorsiyumun 5625 sayılı Kanun’un getirmiş olduğu olanaklardan yararlanmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hâkimi İsmail BİRSEN’in Düşüncesi : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı BİRGÜL KURT’un Düşüncesi : 2 Şubat 2009 günlü, 2009/14674 sayılı Bakanlar Kurulu kararının; Bayram ve Bağlık Baraj ve Hidroelektrik Santral Projelerinde 2886 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin 19 Ağustos 1998 günlü, 98/11682 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yürürlükten kaldıran bölümünün iptali istemiyle açılan davada, 07.05.2013 tarihi itibarıyla dosyada bulunan bilgi ve belgeler incelendi:
19.08.1998 tarih ve 98/11682 sayılı Bakanlar Kurulu kararı gereğince, Bayram ve Bağlık hidroelektrik santrali projelerine ilişkin önce Technostroyexport -VEMB GmbH konsorsiyumu kurulmuşken daha sonra, Erg İnşaat Tic ve San. A.Ş (Türkiye), Technostroyexport Joint Stock Company (Rusya), VEMB GmbH(Almanya), GE Energy (Norway), AS(Norveç) katılımıyla oluşturulan konsorsiyumda davacı şirketin lider durumunda bulunduğu, ilerleyen süreçte Bayram Barajı ve Hidroelektrik Santrali inşaat ile elektromekanik techizatının temin ve tesisi işi için; Bayram Barajı ve Hes Tesisleri İnşaat İşleri Ortak Girişimi liderliğinde ve Bağlık Barajı ve Hidroelektrik Santrali İnşaat ile Elektromekanik Techizatının Temin ve Tesisi işi için; Bağlık Barajı ve Hes Tesisleri İnşaat İşleri Ortak Girişimi liderliğinde konsorsiyumların oluşturulduğu, bu nihai oluşumlarda davacı şirketin bu ortak girişimlerin pilot ortağı olduğu, söz konusu projelerin 2886 sayılı Yasanın 89. maddesi kapsamında yürütülmemesi nedeniyle menfaati ihlal edilen davacı tarafından kendi adına açtığı bu davada, dava açma ehliyeti olduğu sonucuna varıldığından, ehliyet itirazı, dava konusu Bakanlar kurulu kararı Resmi Gazetede yayımlanmadığından süre itirazı ve husumet itirazı yerinde görülmemiştir.
07.11.1997 tarihinde imzalanan”Türk-Rus Hükümetlerarası Karma Ekonomi Üçüncü Dönem Toplantısı Protokolünün 244 sayılı Kanunun 3 ve 5. maddeleri uyarınca Bakanlar Kurulunca onaylanarak, Resmi Gazetede yayımlandığı,Technostroyexport-VEMB GmbH konsorsiyumunun anılan Protokol uyarınca Bayram ve Bağlık Barajı ve Hidroelektrik Santralları işine talip olduğu, DSİ Genel Müdürlüğünün istemi üzerine;
Çoruh Nehri Berta kolu üzerindeki Bayram ve Bağlık Entegre Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projelerinin Rus ve Alman firmalar tarafından yerli ve yabancı firmaların katılımıyla oluşturulacak konsorsiyumca kredi temin suretiyle kesin projesi ve inşaatının yapılması, projelerin; 1998 yılı yatırım programına kredili olarak alınması, sağlanan kredilerin Hazine Müsteşarlığınca uygun bulunması kaydıyla 2886 sayılı Kanunun hükümlerinin uygulanmaması kararının, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yazısı üzerine, anılan Kanunun 89. maddesi uyarınca, Bakanlar Kurulunca, 19.08.1998 tarih ve 98/11682 sayılı kararı ile alındığı ve gereğinin yapılmasının DSİ Genel Müdürlüğünden istenildiği;
DSİ Genel Müdürlüğünce Konsorsiyuma yapılacak ihalenin çerçevesinin belirlendiği, bu konuya ilişkin olurun 25.11.1998 tarihinde verildiği;
Bu olurun gereğinin yapılmaya başlandığı, sözü edilen konsorsiyumun, Erg İnşaat Tic ve San. A.Ş (Türkiye),Technostroyexport Joint Stock Company (Rusya), VEMB GmbH(Almanya), GE Energy (Norway), AS(Norveç) katılımıyla oluşturulduğu, konsorsiyumun, inşaat ve elektromekanik işlerine verdiği tekliflerin revize edilerek, Bayram ve Bağlık Baraj ve Hidroelektrik Santralı kesin proje hazırlanması, inşaatı ve elektromekanik techizatı temin ve tesis işinin anılan konsorsiyumca 362 793 654 ABD Dolar bedelle kredi temin suretiyle yaptırılması, taslak sözleşmelerin taraflarca parafe edilmesi, sözleşme taslağının kredi görüşmelerine esas alınmak üzere Başbakanlık Hazine Müsteşarlığına gönderilmesine 19.11.2001 tarihinde olur verildiği;
Bu süreçte elektrik piyasasında faaliyet gösterilebilmesi için üretim lisansı alınmasını öngören 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunun yayımlandığı, ancak ikili işbirliği kapsamında süren anlaşmaların mevcut sözleşmeler kapsamında gösterilmediği;
DSİ Genel Müdürlüğünün 29.11.2001 tarihli yazısıyla sözleşmenin parafe edilmesi ve finansman teklifinin sunulmasının istenildiği, Ağustos 2002 tarihinde Bayram ve Bağlık projeleri için oluşturulan konsorsiyum ve iş ortaklığının son şekline dair beyannamelerin gönderildiği, 11(10).09.2002 tarihli olur ile konsorsiyumların nihai oluşumları ve projelerin anılan konsorsiyumlara kredi temini suretiyle yaptırılmasının onaylandığı, 24.09.2002 tarihli yazıyla da sözleşmenin yeniden parafe edilmesi, kredi teklif mektuplarının teklifinin sunulmasının istenildiği, kredi mektubunun sunulmaması üzerine başlatılan sürecin kredinin değerlendirilmesi için Başbakanlık Hazine Müsteşarlığına intikal ettirilmesi kısmının gerçekleşmediği, 2001/3150 sayılı 2002 yılı Program Kararnamesinin 7/a maddesinde bulunan; 2002 Yılı Programından çıkartılacak projelere ait taleplerden, maliyeti 40 trilyon TL.ye kadar olanlar Yüksek Planlama Kurulunca, maliyeti bunun üzerinde olanlar ise Bakanlar Kurulunca karara bağlanır.” hükmü uyarınca projelerin, Bakanlar Kurulunun 30.12.2002 tarih ve 2002/5169 sayılı kararıyla 2002 yılı Yatırım programından çıkarıldığı, 2005 yılı itibarıyla yeniden yatırım programına alındığı, bunun üzerine 25.03.2005 tarihli dilekçeyle DSİ Genel Müdürlüğüne başvurularak, her bir proje için ayrılan 1.000.000 YTL ödeneğin yıl içinde değiştirilmesi halinde her iki projeye başlanılabileceğinin bildirildiği, DSİ Genel Müdürlüğünce ise 12.05.2005 tarihli yazıyla daha önce yapılan çalışmalar için taktim yapılması ve bu aşamadan sonra yapılacak işlemlerin görüşülmesi için toplantı tarihi verildiği, yeniden yapılan taktim sonrasında, 16.09.2005 tarihli yazıyla ise fiyat ve sözleşme hükümlerinin yeniden gözden geçirilmesine karar verildiği” ileride meydana gelebilecek keşif artışlarını şimdiden önlemek amacıyla” belirlenen 10 hususta sözleşme evrakının düzeltilmesi ve kesin projelerde gerekli revizyonların yapılmasının istenildiği, bu istemin dava dilekçesinden anlaşıldığı üzere kabul edilemez bulunduğu ve ilgili değişimlerin yapılmadığı, projenin ilerlemediği;
4283 sayılı Yasanın geçici 4. maddesine 5625 sayılı Yasayla eklenen ikinci fıkrayla Hükümetlerarası İkili İşbirliği Anlaşmasına konu edilen projelerin 4628 sayılı Yasa hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilebilir hale geldiği, 30.10.2007 tarihli DSİ Genel Müdürlüğü yazısıyla, yukarıda anılan Yasal düzenlemeden bahisle su kullanım hakkı anlaşması için yapılacak müracaatta istenen belgeler belirtilerek, belgelerin tamamlanmasını takiben işlemelerin başlayacağının bildirildiği, aynı yönde 17.12.2007 tarihli yazının yazıldığı, davacı şirketin 10.01.2008 tarihli yazıyla, kesin proje ve teknik şartnamelerin,çevresel etki değerlendirme raporunun yaptırılması nedeniyle sözleşmenin yürürlüğe girmiş olduğu, bu projenin 5625 sayılı Yasa kapsamında bulunmadığı, kredi talebinin yenilenerek Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı ile görüşmeye başlanılmasının talep edildiği,12.02.2008 tarihli yazıyla su kullanım hakkı anlaşması için 31.03.2008 tarihine kadar süre verildiği, aksi halde Hükümetlerarası İkili İşbirliği kapsamında bulunan projeyle ilişkilerinin sonlandırılacağının bildirildiği, 28.03.2008 tarihli yazıyla talepler nedeniyle müracaat süresinin 30.05.2008 tarihine kadar ötelendiğinin bildirildiği, davacı şirketin 04.12.2008 tarihli dilekçeyle, kanun kuvvetinde anlaşmaya istinaden çıkarılan Bakanlar kurulu kararının kanun hükmünde olduğu, konsorsiyumlarının tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği ileri sürülerek kredi talebinin yenilenerek Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı ile görüşmeye başlanılmasının talep edildiği, isteminin zımnen reddi üzerine Ankara 9. İdare Mahkemesinin E:2009/446 esas sayılı dosyasında açılan dava sürecinde tesis edildiği öğrenilen 2 Şubat 2009 günlü, 2009/14674 sayılı Bakanlar Kurulu kararının; Bayram ve Bağlık Baraj ve Hidroelektrik Santral Projelerine ilişkin 19 Ağustos 1998 günlü, 98/11682 sayılı Bakanlar Kurulu kararını yürürlükten kaldıran bölümünün iptali istemiyle bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
23.07.1992 tarih ve 21293 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetiyle Rusya Federasyonu Hükümeti arasında ticari ve ekonomik işbirliği konularında Türk-Rus Karma Ekonomik Komisyonu Kurulmasına İlişkin Anlaşmanın;
1. maddesinde; “Akit Taraflar, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik işbirliği konularında Türk-Rus Hükümetleri arası Karma Ekonomik Komisyon’u (bundan böyle “Komisyon” olarak anılacaktır ) kurmuşlardır.”;
2. maddesinde; “Komisyon’un görevleri şunlardır: Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu arasındaki ticari ve ekonomik işbirliği konularını gözden geçirmek, ticari ve ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi imkanlarını araştırmak, ticari ve ekonomik alandaki ilişkileri geliştirmek, çeşitlendirmek ve güçlendirmek amacıyla, ilgili kuruluş, firma ve iş çevrelerini teşvik etmek gerekli önerileri Hükümetlerinin onayına sunmak, ticari ve ekonomik işbirliği konularında ortaya çıkabilecek sorunları görüşmek ve çözümüne yardımcı olmak.”
7. maddesinde; “Komisyon toplantıları sonucunda, üzerinde mutabık kalınan hususlar ve alınan kararlar, eşbaşkanların imzalayacağı Protokollerde yer alır Komisyonca alınan kararlar, aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde Protokolün imzalandığı tarihte yürürlüğe girer.” hükümleri yer almış;
07.11.1997 tarihinde imzalanan “Türk-Rus Hükümetlerarası Karma Ekonomi Üçüncü Dönem Toplantısı Protokolü, 244 sayılı Kanunun 3 ve 5. maddeleri uyarınca Bakanlar Kurulunca onaylanarak, Resmi Gazetede yayımlanmış;
Protokolde, “Rus tarafının Bayram ve Bağlık Barajı ve Hidroelektrik Santralları inşa edilmesi konusunda Rus OAO”VO” Technostroyexport, bir Türk şirketi ve yüzdeyüz finansmanı sağlayan Alman “WEMB Gmbh” firmasınca kurulan Konsorsiyumun ilgili Türk kuruluşları ile görüşmelere başlamasını teklif etmiştir” şeklinde bir bölüme yer verilmiştir.
Anayasanın 90. maddesine göre kanun hükmünde olan bu uluslararası anlaşmaların içeriği incelendiğinde, ekonomik işbirliğine ilişkin çok yalın bir çerçevenin çizildiği, Protokolde; Rus tarafının Bayram ve Bağlık Barajı ve Hidroelektrik Santralları inşa edilmesinin oluşturulacak konsorsiyum ile finansman dışında gerçekleştirme süresi dahil bir belirleme yapılmadığı, bu durumda; projelerin yürütülmesinde anılan anlaşma ve iç hukuk hükümlerinin geçerli bulunduğu, anlaşmalarda tarafları bağlayıcı bir hükmün bulunmadığı, tarafların projeleri gerçekleştirmelerinin sürdürülebilir bir işbirliği içinde karşılıklı kabullere bağlı olduğu anlaşılmaktadır.
Bayram ve Bağlık Barajı ve Hidroelektrik Santrali yapım işi 3096 sayılı Yasa uyarınca Yap-İşlet-Devret Modeli ile yapılması için ilanla ihaleye çıkarılmışken, Türk-Rus Hükümetlerarası Karma Ekonomik Komisyonu Üçüncü Dönem Toplantısı Protokolü kapsamında kaldığı nedeniyle ilandan çıkarıldığı ve 2886 sayılı Yasanın 89. maddesi uyarınca 19 Ağustos 1998 günlü, 98/11682 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 2886 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmamasına karar verildiği, anılan uluslararası anlaşmalarda sözleşmenin yapılması yöntemin belirlenmediği, projelerin yürütülmesinde iç hukuk hükümlerinin geçerli bulunduğu, projenin 2886 sayılı Yasanın 89. maddesi uyarınca yapılmasının anlaşmanın tarafı Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu tasarrufu olarak gerçekleştiği, 98/11682 sayılı Bakanlar Kurulu kararının alınmasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yazısından bu tercihin ihale formaliteleri nedeniyle projenin yapılmasının uzun süreceği öngörüsü olduğu görülmektedir.
DSİ Genel Müdürlüğünce Konsorsiyuma yapılacak ihalenin çerçevesinin:
1998 yılı yatırım programına alınması, bütçeye ödenek konulması, kesin projelerin ve teknik şartnamelerin hazırlanması, bu aşamada ÇED Raporunun hazırlanması, gerek olması halinde relokasyon ve bypas yollarının iş kapsamına alınması, bunların sözleşmeye bağlanması, onayı takiben, projenin inşaatı ile elektromekenik techizatının temin ve tesisi için Konsorsiyumdan teknik ve mali koşulları içeren teklifin istenmesi, uygun bulunması kaydıyla yeni firmaların Konsorsiyuma katılması, kredi niyet mektuplarının hazırlanması, inşaat işlerindeki sözleşme bedelinin maliyetin en uygun düzeye getirilmesi, elektromekanik techizat ile hidrolik aksam fiyatlarının uluslararası ihalelerdeki fiyat seviyesine getirilmesi, teklifin incelenmesi, sözleşmeye bağlanması için komisyonların DSİ genel müdürlüğünce kurulması, DSİ mevzuatına uygun olarak hazırlanacak, Sözleşme ve Şartnamelerin teklif sahibince kabulünün sağlanması ve ödeme, diğer şartlara ilişkin hükümlerin saptanması ;
-Bu koşullar çerçevesinde, Technostroyexport-VEMB GmbH ile yerli ve yabancı firmaların katılımıyla oluşacak Konsorsiyum tarafından verilecek teknik ve mali konularda müzakereler yapılması, mutabakat sağlanması halinde Sözleşme taslaklarının parafe edilmesi;
– Projenin iç ve dış finansman ihtiyacının tamamını karşılamak üzere teklif edilecek kredilerin değerlendirilmesi ve incelenmesi için Başbakanlık Hazine Müsteşarlığına intikal ettirilmesi olarak belirlendiği, bu konuya ilişkin olurun 25.11.1998 tarihinde verildiği, bu olur kapsamındaki işlerin projenin iç ve dış finansman ihtiyacının tamamını karşılamak üzere kredi teklifinin verilmesine kadar ki kısmının gerçekleştirildiği, kredi teklifinin verilmemesi nedeniyle kredinin, değerlendirilmesi ve incelenmesi için Başbakanlık Hazine Müsteşarlığına intikal ettirilmesi kısmının gerçekleşemediği görülmektedir.
Burada, kredi teklifinin verilmemesinin sürece etkisinin incelenmesi gerekmektedir.
“Türk-Rus Hükümetlerarası Karma Ekonomi Üçüncü Dönem Toplantısı Protokolünde; finansmanın yüzdeyüzünü kurulacak konsorsiyum üyelerinden birinin sağlayacağının belirtildiği, 19 Ağustos 1998 günlü, 98/11682 sayılı Bakanlar Kurulu kararının alınmasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yazısından, bu projenin talip firmalarla yapılmasının belirleyici nedenlerinden birinin de finansmanın istekli firmalar aracılığı ile sağlanması olduğu gözönüne alındığında, temel yükümlülüğü kredi sağlamak olan konsorsiyumun bu edimini yerine getirmediği, her ne kadar dava aşamasında, kredi teminine yönelik anlaşmaların imzalandığını ileri sürmekte ise de belge sunmadığı gibi, böyle bir belgenin varlığı halinde dahi, kredi teklifinin sözleşme sürecinde ilgili idareye verilmemiş ve projelerin sürdürülebilirliğinin sağlanmamış olması nedeniyle etkili olamayacağı açıktır.
Sürecin ilerlememesinin nedeni davacı tarafından, projelerin 2002 yılı Yatırım Programından çıkarılmış olması olması olarak ileri sürülmüş ise de kredi teklif mektupları teklifinin sunulmasının istenilmesi ile YPK ve Bakanlar Kurulunun ilgili karar tarihleri incelendiğinde bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Bu tespitlere göre 19 Ağustos 1998 günlü, 98/11682 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca projelerin 2886 sayılı Yasanın 89. maddesi uyarınca sürdürülmesinin kredi teklifinin yapılmaması nedeniyle durduğu anlaşılmaktadır.
Kredi teklifi sunulmayan projeler, 2002 yılı Yatırım programından çıkarılmış, bu kararın iptali istemiyle dava açma yolu kullanılmamış, projelerin 2005 yılı itibarıyla yeniden yatırım programına alınmasıyla her bir proje için ayrılan ödeneğin yıl içinde değiştirilmesi koşulunu ileri sürerek projelere başlanmak istenilmesi üzerine süreç yeniden başlamıştır.
Yeniden yapılan taktim sonrasında ileri meydana gelebilecek keşif artışlarını şimdiden önlemek amacıyla” belirlenen 10 hususta sözleşme evrakının düzeltilmesi ve kesin projelerde gerekli revizyonların yapılmasının istenildiği,değişiklik önerilen hususların relokasyon karayollarında yoğunlaştığı, bu istem üzerine girişimde bulunulmamış süreç yeniden durmuştur.
Kesin projenin ve taslak sözleşmenin 2001 yılında oluşturulduğu, 2005 yılına kadar geçen süreçte bazı değişikliklerin öngörülmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu, konsorsiyumun taslak sözleşmeye kadarki kabuller doğrultusunda projeleri yürütme isteğinde olduğu görülmektedir..
Bu aşamada taslak sözleşmenin parafe edilmesi sürecinin sonuçlarının irdelenmesi gerekir.
Yukarıda da anlatıldığı üzere projeye ilişkin sürecin, uluslararası sözleşmeler ve iç hukuk hükümlerine göre belirlenen çerçevede taraflar arasında karşılıklı görüşmeler çerçevesinde yürütüldüğü, sözleşmenin, taraflar arasında öngörülen aşamaların gerçekleşmesi sonrasında belirlenen usul ile imzalanması gerektiği, süreçte sözleşme taslağı parafe edilmekle birlikte, imza aşamasına gelinemediği, kesin projenin veya sözleşme taslağının parafe edilmesinin veya bu süreçte kesin proje yapım bedelinin sözleşme yürürlüğe girdikten sonra ödenecek olmasının, Çevresel Etki Değerlendirme raporunun düzenlemesinin imza öncesi sürece ilişkin olduğu, tarafların sözleşme yapmadaki iradelerini göstermekle beraber, sözleşmenin imzalandığı sonucunu doğuramayacağı açık olup, ortada taslağı dışında yürürlüğe girmiş bir sözleşme bulunmamakta, taslak sözleşme davacı açısından kazanılmış hak doğurmadığı halde, sözleşme evrakının düzeltilmesi ve kesin projelerde gerekli revizyonların yapılması istemi üzerine işbirliğini sürdürme çabası gösterilmeyerek sürecin yeninden durmasına neden olunmuş bulunmaktadır.

Süreç bu şekilde durmuşken, DSİ Genel Müdürlüğünce, 4283 sayılı Yasa eklenen geçici 4. maddesine 5625 sayılı Yasayla eklenen ikinci fıkra kapsamında su kullanım hakkı anlaşması için müracaat yapılması yolundaki yazılar; projelerin 5625 sayılı Yasa kapsamında bulunmadığı, kredi talebinin yenilenerek Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı ile görüşmeye başlanılması istenilmek suretiyle reddedilmiş, bu istemi doğrultusunda yaptığı başvurunun cevap verilmeyerek reddi üzerine ise İdare Mahkemesinde dava açılmıştır.
Uyuşmazlığı bu kısmında, iç hukukta yapılan değişiklikler ve sonuçları değerlendirilmelidir.
Bayram ve Bağlık Baraj ve Hidroelektrik Santral Projelerine ilişkin süreç sırasında, elektrik piyasasına ilişkin düzenleme yapan 4286 sayılı Yasa 03.03.2001 yürürlüğe girmiş,Yasada ikili işbirliği kapsamında süren anlaşmalar yönünden düzenleme yapılmamıştır.
Uzun yıllar geçmesine rağmen projelerin gerçekleşmemesi üzerine,18/7/2006 tarihinde yürürlüğe giren 4283 sayılı Yasa eklenen geçici 4. maddeyle “Çok maksatlı projeler ile bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce İkili İşbirliği Anlaşmaları kapsamında yer alan projeler ve önceki yıllar yatırım programlarında yer alan projeler, lisans alınmasına gerek olmaksızın, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yedi yıl içinde yapılabilir veya yaptırılabilir. Bu projelerin hidroelektrik üretim tesislerinin yapımı aşamasında, elektrik üretim tesisleri, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında faaliyet göstermek üzere özel sektör başvurularına açılır. Dört ay içerisinde başvuru olmaması halinde, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilebilir.” düzenlemesi yapılarak, İkili İşbirliği Anlaşmaları kapsamında yer alan projelerin lisans almadan, bitirilme süresi belirlenmiş,bu projelerin “elektrik üretim tesisleri” kısmı özel sektöre açılmış;
Aynı geçici maddeye 5625 sayılı Yasayla eklenen ve 26/4/2007 tarihinde yürürlüğe giren ikinci fıkrada ise; “Bu fıkranın yayımı tarihinde, halen Hükümetlerarası İkili İşbirliği kapsamında yer alan projelere, Hükümetlerarası İkili İşbirliği Anlaşmasında veya bu anlaşmaya istinaden istihsal edilen Bakanlar Kurulu Kararında ya da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı oluruyla belirlenen tüzel kişinin ya da kişilerin, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak kuracakları veya mevcutlara ek yeni ortaklarla kuracakları şirketlerin, daha önce belirlenmiş ilgili projelerine su kullanım hakkı için başvurmaları halinde su kullanım hakkı ve elektrik üretim lisansı verilir. Bu fıkrada belirtilen tüzel kişilerin yapacağı hidroelektrik üretim tesisleri, kanal/nehir tipi veya rezervuar alanı onbeş kilometrekarenin altında olması şartı aranmaksızın 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun hükümlerinden yararlanırlar” düzenlemesi yapılmış;
4283 sayılı Yasanın geçici 4. maddesine ikinci fıkrasının” Hükümetlerarası ikili işbirliği anlaşması veya bu anlaşmaya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı ya da Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı oluru ile belirlenen tüzel kişilerin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kuracakları yeni şirketlere ihalesiz olarak hidroelektrik santrali kurma olanağı verildiği, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün bugüne kadar Hükümetlerarası İkili İşbirliği Anlaşmaları kapsamında enerji üretimi yaptırmak üzere anlaştığı barajlardan, yüklenici şirketlerin kredi bulamadıkları için başlayamadıkları barajlarla ilgili anlaşmalarının feshedildiği ve bunların yapımı için yeni bir süreç başlatıldığı, Hükümetlerarası İkili İşbirliği yöntemi ile yapımından vazgeçilen söz konusu barajların ihale yoluyla yaptırılması kamu yararına iken, gerekli krediyi bulamadığı için yapamayan şirketlere ihalesiz bırakılmasının önünün açıldığı, …” ileri sürülerek iptali istemiyle açılan davada;
“Hükümetlerarası işbirliği anlaşmaları çerçevesinde bulunan projelerle ilgili olarak düzenlenen protokoller, iki tarafın iradeleriyle oluşmuş olup, güdülen amaçlar doğrultusunda bunların devam ettirilmesinin ve böylece hizmetin gerçekleştirilmesinin kamu yararına yönelik olduğu anlaşıldığından, bu konunun takdiri yasa koyucuya aittir. Bu nedenle, iptali istenen kuralda kamu yararı bulunmadığı veya belli kişilerinin yararı gözetilerek çıkarıldığı söylenemez.” gerekçesine de yer verilerek, Anayasa Mahkemesinin 05.11.2009 tarih E:2007/63 ,K:2009/152 sayılı kararı ile iptal istemi reddedilmiştir.
4283 sayılı Yasanın geçici 4. Maddesinde yapılan bu düzenlemenin; Anayasa Mahkemesi kararında belirtildiği üzere, Hükümetlerarası işbirliği anlaşmaları çerçevesinde bulunan projelerle ilgili olarak düzenlenen protokoller ile güdülen amaçlar doğrultusunda bunların devam ettirilmesine yönelik olduğu, kredi temin edilememesi gibi nedenlerle sürüncemede kalan projelerin, yürürlükteki mevzuatta öngörülen rekabet koşullarına istisnalar getirilerek yürütülmesinin istenildiği görülmektedir.
Anayasanın 90. maddesine göre kanun hükmünde olan, projelere ilişkin uluslararası anlaşmalarda sözleşmenin yapılması yönteminin belirlenmediği, projelerin yürütülmesinde iç hukuk hükümlerinin geçerli olduğu, Yasa koyucunun yaptığı düzenlemelerin de Anayasaya uygun bulunduğuna göre, söz konusu düzenleme uyarınca projelerin gerçekleştirilmesi amacıyla girişimde bulunulmasının hukuka uygun olduğu açıktır.
Uyuşmazlıkta, 4283 sayılı Yasanın geçici 4. maddesine ikinci fıkrası uyarınca projenin yürütülmesi istemleri de kabul edilmemiştir,
Projeye ili süreçte gerek 19 Ağustos 1998 günlü, 98/11682 sayılı Bakanlar Kurulu kararı, gerekse 4283 sayılı Yasada getirilen düzenlemeler çerçevesinde projelerin gerçekleştirilmesi çabalarına, kredi yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, revizyon isteminin kabul edilmemesi, su kullanım hakkı için baş vurulmaması suretiyle karşılık verilmediği, bu projeler nedeniyle elde edilmesi beklenen elektrik enerjisinden uzun yıllar boyu mahrum kalındığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; söz konusu projelerin, dava konusu Bakanlar kurulu kararının alındığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca yürütülmesini teminen tesis edilen, 2 Şubat 2009 günlü, 2009/14674 sayılı Bakanlar Kurulu kararının Bayram ve Bağlık Baraj ve Hidroelektrik Santral Projelerinde 2886 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin 19 Ağustos 1998 günlü, 98/11682 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yürürlükten kaldıran bölümününde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerekeceği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce duruşma için önceden belirlenen 25.06.2013 tarihinde davacı vekili Av. Cem Çağatay Orak’ın, davalı idarelerden Başbakanlığı temsilen Hukuk Müşaviri Feyza Ergün’ün, diğer davalı Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nı temsilen Hukuk Müşaviri Nuri Temel’in geldikleri, Danıştay Savcısının hazır bulunduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun söz verilip dinlendikten ve Danıştay Savcısı’nın düşüncesi alındıktan sonra, taraflara son kez söz verilip duruşma tamamlandı, dava dosyası incelenip gereği görüşüldü:
Davalı idarelerin, davacıların dava ehliyeti bulunmadığı ve husumet konusundaki usule yönelik itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.
Dava, Türk-Rus Hükümetlerarası Karma Ekonomik Komisyonu Üçüncü Dönem Toplantısı Protokolü çerçevesinde Çoruh nehri Berta kolu üzerindeki Bayram ve Bağlık entegre baraj ve hidroelektrik santral projelerinin Rus ve Alman firmaları tarafından yerli ve yabancı firmaların katılımıyla oluşturulacak konsorsiyumca kredi temini suretiyle kesin projesi ve inşaatının yapılması, adı geçen projelerin 1998 yılı yatırım programına kredili olarak alınması, söz konusu projelerin iç ve dış finansman ihtiyacının tamamını karşılamak üzere sağlanan kredilerin Hazine Müsteşarlığı’nca uygun bulunması kaydıyla 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin 19.08.1998 tarih ve 1998/11682 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin 02.02.2009 tarih ve 2009/14674 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Bakanlar Kurulu tarafından 244 sayılı Kanun’un 3. ve 5. maddelerine göre onaylanan ve 23.07.1992 tarih ve 21293 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Konularında Türk-Rus Karma Ekonomik Komisyonu (Komisyon) Kurulmasına İlişkin Anlaşma’nın 1. maddesinde, iki ülke arasında Türk-Rus Hükümetleri Arası Karma Ekonomik Komisyonu kurulduğu belirtilmiş; 2. maddesinde, Komisyon’un görevlerinin Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu arasındaki ticari ve ekonomik işbirliği konularını gözden geçirmek, ticari ve ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi imkânlarını araştırmak, ticari ve ekonomik alandaki ilişkileri geliştirmek, çeşitlendirmek ve güçlendirmek amacıyla, ilgili kuruluş, firma ve iş çevrelerini teşvik etmek, gerekli önerileri hükümetlerinin onayına sunmak, ticari ve ekonomik işbirliği konularında ortaya çıkabilecek sorunları görüşmek ve çözümüne yardımcı olmak olarak sayılmış; 7. maddesinde, Komisyon toplantıları sonucunda, üzerinde mutabık kalınan hususlar ve alınan kararların, eşbaşkanların imzalayacağı protokollerde yer alacağı, Komisyon’ca alınan kararların, aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde protokolün imzalandığı tarihte yürürlüğe gireceği; 11. maddesinde, anlaşmanın 5 yıl süreyle yürürlükte kalacağı, ancak yürürlük tarihinin bitiminden altı ay önce akit taraflardan birine yazılı olarak fesih ihbarında bulunulmadığı takdirde her seferinde kendiliğinden bir yıl daha uzatılmış kabul edileceği belirtilmiştir.

Anılan uluslararası anlaşma kapsamında 07.11.1997 tarihinde Türk-Rus Hükümetleri Arası Karma Ekonomik Komisyonu Üçüncü Dönem Toplantısı Protokolü imzalanmış ve Bakanlar Kurulu’nun 12.01.1998 tarihli kararıyla bu Protokol onaylanarak 01.02.1998 tarih ve 23245 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bu Protokol’ün “Ekonomik İşbirliği” başlıklı ikinci bölümünün “Enerji Alanında İşbirliği” başlıklı alt bölümünde, Rus tarafının, Çoruh nehri üzerindeki Bayram ve Bağlık ile Mersin yöresindeki Ermenek baraj ve Hidroelektrik Santrallerinin inşa edilmesi konusunda Rus OAO “VO” Technostroyexport, bir Türk şirketi ve yüzde yüz finansmanı sağlayan Alman “WEMB Gmbh” firmasında kurulan konsorsiyumun ilgili Türk kuruluşları ile görüşmelere başlamasını teklif ettiği, Türk tarafının da Rus tarafının bu teklifini not ettiği ve değerlendireceğini belirttiği ifade edilmiştir.
Türk-Rus Hükümetleri Arası Karma Ekonomik Komisyonu Üçüncü Dönem Toplantısı Protokolü’nün Bakanlar Kurulu kararıyla onaylanmasından sonra 08.06.1998 tarih ve 1066 sayılı Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı işlemiyle, kesin proje yapımı ve inşaat ihaleleri nedeniyle yaklaşık on yılda bitirilebilecek Bayram ve Bağlık projelerinin yarı yarıya daha kısa bir sürede bitirilebileceği ve finansmanın istekli firmalar aracılığıyla sağlanacağı da göz önünde bulundurularak Technostroyexport-WEMB Konsorsiyumu’na bu işin yaptırılmasının uygun olduğu, bu nedenle Bayram ve Bağlık Baraj ve Hidroelektrik Santrallerinin kesin projelerinin yapımı ile inşaatın pazarlık usulüyle ihale edilebilmesi için 2886 sayılı Kanun’un 89. maddesi gereğince Bakanlığın yetkili kılınması için Bakanlar Kurulu kararı istihsali için Başbakanlığa başvuru yapıldığı, bu başvuru üzerine, Bakanlar Kurulu’nun 19.08.1998 tarih ve 1998/11682 sayılı kararıyla Türk-Rus Hükümetlerarası Karma Ekonomik Komisyonu Üçüncü Dönem Toplantısı Protokolü çerçevesinde Çoruh nehri Berta kolu üzerindeki Bayram ve Bağlık entegre baraj ve hidroelektrik santral projelerinin Rus ve Alman firmaları tarafından yerli ve yabancı firmaların katılımıyla oluşturulacak konsorsiyumca kredi temini suretiyle kesin projesi ve inşaatının yapılması, adı geçen projelerin 1998 yılı yatırım programına kredili olarak alınması, söz konusu projelerin iç ve dış finansman ihtiyacının tamamını karşılamak üzere sağlanan kredilerin Hazine Müsteşarlığı’nca uygun bulunması kaydıyla 2886 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmiştir.
Bakanlar Kurulu kararının tesisi üzerine 25.11.1998 tarihli Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı oluruyla Konsorsiyum tarafından verilecek teklifler üzerinde uygun bedel koşulları da dikkate alınmak kaydıyla teknik ve malî konularda müzakereler yapılması ve mutabakat sağlanması halinde sözleşme taslaklarının parafe edilmesi, projenin iç ve dış finansman ihtiyacının tamamını karşılamak üzere teklif edilecek kredilerin incelenmesi ve değerlendirilmesi için Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı’na intikal ettirilmesi konularında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün (DSİ) yetkilendirildiği, 27.11.2000 tarihinde davacı şirketin Konsorsiyum lideri olarak DSİ’ye bildirildiği, Konsorsiyum tarafından 08.05.2000 tarihinde inşaat işlerine ilişkin teklifin, 05.04.2001 tarihinde ise elektromekanik işlere ilişkin teklifin DSİ’ne verildiği, yapılan müzakereler sonucunda Konsorsiyum tarafından sunulan 362.793.653 ABD Doları teklifin DSİ tarafından da uygun bulunduğu, 17.11.2001 tarihli Bakan oluruyla, projelerin 362.793.653 ABD Doları bedelle Konsorsiyuma yaptırılması, sözleşme taslağının taraflarca parafe edilmesi, parafe edilen sözleşme taslağının kredi görüşmelerine esas alınmak üzere Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı’na gönderilmesi ve ihale işlemlerine devam edilmesinin uygun görüldüğü, 29.11.2001 tarih ve 5654 sayılı DSİ işlemiyle, Bakanlık oluru gereğince kredi görüşmelerine esas alınmak üzere Hazine Müsteşarlığı’na gönderilecek sözleşme taslağının parafe edilerek kredi teklif mektuplarının sunulması gerektiğinin Konsorsiyum’a bildirildiği, bu bildirimden sonra herhangi bir kredi teklifinin idareye sunulmadığı, daha sonra 10.09.2002 tarihli Bakan oluruyla Konsorsiyum’un yapısındaki değişiklik uygun görüldüğü, bu olurla birlikte davacı şirketin Konsorsiyumun lideri olarak Konsorsiyumda yer almaya başladığı, 24.09.2002 tarih ve 4615 sayılı DSİ yazısıyla oluşan yeni Konsorsiyumun taslak sözleşmeyi parafe etmesi ve finansman teklifinin Hazine Müsteşarlığı’na sunulmak üzere kendi idarelerine verilmesinin istenildiği, daha sonra 30.12.2002 tarih ve 2002/5169 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla uyuşmazlık konusu projelerin 2002 yılı yatırım programında çıkarıldığı, 2005 yılı itibarıyla yeniden yatırım programına alındığı, bunun üzerine Konsorsiyum tarafından 25.03.2005 tarihli dilekçeyle DSİ’ne başvurularak, her bir proje için ayrılan 1.000.000-TL ödeneğin yıl içinde değiştirilmesi halinde her iki projeye başlanılabileceğinin bildirildiği, DSİ’ce ise 12.05.2005 tarihli yazıyla daha önce yapılan çalışmalar için takdim yapılması ve bu aşamadan sonra yapılacak işlemlerin görüşülmesi için toplantı tarihi verildiği, yeniden yapılan takdim sonrasında, 16.09.2005 tarihli yazıyla fiyat ve sözleşme hükümlerinin yeniden gözden geçirilmesine karar verilerek ileride meydana gelebilecek keşif artışlarını şimdiden önlemek amacıyla belirlenen on hususta sözleşme evrakının düzeltilmesi ve kesin projelerde gerekli revizyonların yapılmasının istenildiği, bu istemin dava dilekçesinden anlaşıldığı üzere kabul edilemez bulunduğu ve ilgili değişimlerin yapılmadığı, projenin ilerlemediği görülmektedir.
Bu aşamada, 18.07.2006 tarih ve 26232 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5539 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a Geçici 4. madde ile “Çok maksatlı projeler ile bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce İkili İşbirliği Anlaşmaları kapsamında yer alan projeler ve önceki yıllar yatırım programlarında yer alan projeler, lisans alınmasına gerek olmaksızın, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yedi yıl içinde yapılabilir veya yaptırılabilir. Bu projelerin hidroelektrik üretim tesislerinin yapımı aşamasında, elektrik üretim tesisleri, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında faaliyet göstermek üzere özel sektör başvurularına açılır. Dört ay içerisinde başvuru olmaması halinde, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilebilir.” kuralı eklenmiş, daha sonra ise, 26.04.2007 tarih ve 26504 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 5625 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle 4283 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesine, “Bu fıkranın yayımı tarihinde, halen Hükümetlerarası İkili İşbirliği kapsamında yer alan projelere, Hükümetlerarası İkili İşbirliği Anlaşmasında veya bu anlaşmaya istinaden istihsal edilen Bakanlar Kurulu Kararında ya da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı oluruyla belirlenen tüzel kişinin ya da kişilerin, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak kuracakları veya mevcutlara ek yeni ortaklarla kuracakları şirketlerin, daha önce belirlenmiş ilgili projelerine su kullanım hakkı için başvurmaları halinde su kullanım hakkı ve elektrik üretim lisansı verilir. Bu fıkrada belirtilen tüzel kişilerin yapacağı hidroelektrik üretim tesisleri, kanal/nehir tipi veya rezervuar alanı onbeş kilometrekarenin altında olması şartı aranmaksızın 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun hükümlerinden yararlanırlar.” kuralı eklenmiştir.
Yapılan bu yasal değişikliklerden sonra 30.10.2007 tarih ve 11776 sayılı DSİ yazısıyla, anılan yasal değişikliklerden bahisle su kullanım hakkı anlaşması için yapılacak müracaatta istenen belgeler belirtilerek, belgelerin tamamlanmasını takiben işlemlerin başlayacağının davacıya bildirildiği, daha sonra aynı içerikte 17.12.2007 tarih ve 13770 sayılı yazının yazıldığı, davacı şirketin 10.01.2008 tarihli yazısıyla, kesin proje ve teknik şartnamelerin, çevresel etki değerlendirme raporunun yaptırılması nedeniyle sözleşmenin yürürlüğe girmiş olduğu, bu projenin 5625 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı, kredi talebinin yenilenerek Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı ile görüşmeye başlanılmasının talep edildiği; 12.02.2008 tarihli yazıyla su kullanım hakkı anlaşması için 31.03.2008 tarihine kadar süre verildiği, aksi halde Hükümetlerarası İkili İşbirliği kapsamında bulunan projeyle ilişkilerinin sonlandırılacağının bildirildiği, 28.03.2008 tarihli yazıyla talepler nedeniyle müracaat süresinin 30.05.2008 tarihine kadar ötelendiğinin bildirildiği, davacı şirketin 04.12.2008 tarihli dilekçeyle, Bakanlar Kurulu kararının kanun hükmünde olduğu, konsorsiyumlarının tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği ileri sürülerek kredi talebinin yenilenerek Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı ile görüşmeye başlanılmasının talep edildiği, isteminin zımnen reddi üzerine Ankara 9. İdare Mahkemesinin E:2009/446 esas sayılı dosyasında açılan dava sürecinde 02.02.2009 tarih ve 2009/14674 sayılı Bakanlar Kurulu kararından haberdar olunması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakanlar Kurulu’nun 12.01.1998 tarihli kararıyla onaylanan 07.11.1997 tarihli Türk-Rus Hükümetleri Arası Karma Ekonomik Komisyonu Üçüncü Dönem Toplantısı Protokolü’nde Rus tarafının, Çoruh nehri üzerindeki Bayram ve Bağlık ile Mersin yöresindeki Ermenek baraj ve Hidroelektrik Santrallerinin inşa edilmesi konusunda Rus OAO “VO” Technostroyexport, bir Türk şirketi ve yüzde yüz finansmanı sağlayan Alman “WEMB Gmbh” firmasında kurulan konsorsiyumun ilgili Türk kuruluşları ile görüşmelere başlamasını teklif ettiği, Türk tarafının da Rus tarafının bu teklifini not ettiği ve değerlendireceğinin belirtildiği görülmekle birlikte; bu protokolle Türk kuruluşları ile Konsorsiyumun görüşmelere başlamasının teklif edildiği, Türk tarafınca da bu durumun not alınarak değerlendirileceğinin bildirildiği hususları dikkate alındığında, anılan protokolün projenin yapım sürecine ilişkin somut olarak herhangi bir düzenleme içermediği, bu protokole dayanılarak Konsorsiyum açısından herhangi bir kazanılmış hakkın doğduğundan veya sonraki uygulamaların uluslararası anlaşma niteliğinde olduğu belirtilen protokole aykırı olduğundan söz edilmesine olanak bulunmamaktadır.
Dosya içerisinde bulunan 08.06.1998 tarih ve 1066 sayılı Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı işleminin incelenmesinden, kesin proje yapımı ve inşaat ihaleleri nedeniyle yaklaşık on yılda bitirilebilecek olan Bayram ve Bağlık projelerinin yarı yarıya daha kısa bir sürede bitirilebileceği ve finansmanın istekli firmalar aracılığıyla sağlanacak olması nedeniyle bu projelerin yapımı ile inşaatın pazarlık usulüyle ihale edilebilmesi için 2886 sayılı Kanun’un 89. maddesi gereğince Bakanlığın yetkili kılındığı görülmekle birlikte, Bakanlar Kurulu kararının tesis edildiği 1998 yılından sonraki süreç incelendiğinde, kısa sürede sonuç alarak projeleri faaliyete geçirmek için projelerin Konsorsiyum’a yaptırılması amaçlanmışken, Konsorsiyum tarafından krediye ilişkin taahhüdün yerine getirilmemesi nedeniyle projelere ilişkin sözleşmenin imzalanarak projenin yapımı aşamasına geçilemediği, bu nedenle de 19.08.1998 tarih ve 1998/11682 sayılı Bakanlar Kurulu kararının tesis edilmesindeki amacın gerçekleşemediği görülmektedir.
Dosyada bulunan ve taraflarca paraflanmış olan sözleşme taslağının “Sözleşmenin Yürürlüğe Girmesi” başlıklı 12. maddesinde, kredi sözleşmesinin Türkiye Cumhuriyeti Hazine Müsteşarlığı tarafından imzalanmasının sözleşmenin yürürlüğe girmesi şartları arasında yer aldığı, ancak Konsorsiyum tarafından kendisine bu konuda yazılmış olan yazılara rağmen kredi sözleşmesine ilişkin olarak idareye herhangi bir teklif sunulmadığından, Konsorsiyum’un bu konuda üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği, bu nedenle de sürecin ilerleyemediği anlaşılmaktadır.
Kredi teklifi sunulmayan projelerin 2002 yılı yatırım programından çıkarılmasından sonra 2005 yılı yatırım programına tekrar alınması üzerine 16.09.2005 tarihli yazıyla ise fiyat ve sözleşme hükümlerinin yeniden gözden geçirilmesine karar verilerek ileride meydana gelebilecek keşif artışlarını şimdiden önlemek amacıyla belirlenen on hususta sözleşme evrakının düzeltilmesi ve kesin projelerde gerekli revizyonların yapılmasının istenilmesine rağmen Konsorsiyum tarafında idarenin bu taleplerinin yerine getirilmemiş, bu nedenle de süreç ilerleyememiştir.
Sürecin bu şekilde tekrar kesintiye uğramasından sonra yasa koyucu tarafından 5539 ve 5625 sayılı Kanunlar ile uyuşmazlık konusu projeleri de kapsayacak şekilde proje yüklenicilerine yeni bir imkân tanınmış, bundan yararlanıp yararlanmak istemedikleri hususu Konsorsiyum’a sorulmasına rağmen Konsorsiyum tarafından bu teklif de kabul edilmemiştir.
Bu durumda, 19.08.1998 tarih ve 1998/11682 sayılı Bakanlar Kurulu kararının tesis edilmesindeki amacın uyuşmazlık konusu projelerin, projelere ait kredinin Konsorsiyum tarafından bulunarak kısa sürede bitirilmesi olduğu, buna rağmen Konsorsiyum tarafından kredi teklifinin hazırlanarak idareye sunulmadığı, 5539 ve 5625 sayılı Kanunlar ile getirilen imkândan Konsorsiyum’un yararlanmak istemediği, kısa sürede bitirilmesi amaçlanan projelerin yaklaşık on yıl geçmiş olmasına rağmen bitirilemediği, bu nedenle de projelerden elde edilmesi planlanan elektrik enerjisinin elde edilemediği, projelerin yapılması planlanan yerlerin uzun süre atıl olarak kaldığı hususları dikkate alındığında, 19.08.1998 tarih ve 1998/11682 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yürürlükten kaldırılmasına ilişkin 02.02.2009 tarih ve 2009/14674 sayılı Bakanlar Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; davanın reddine, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 249,55-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 2640-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 25.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.